?DEPREME DUYARLILIK SERGİSİ? 17 AĞUSTOS 2015 TARİHİNDE DÜZENLENDİ?..

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi?nin yıldönümünde ?DEPREME DUYARLILIK SERGİSİ? Nazilli Lütfü Selek Kültür Merkezi Sergi Salonunda gerçekleştirildi.

Eklenme Tarihi: 24/08/2015

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi`nin yıldönümünde deprem sırasında ve sonrasında neler yapabileceğiyle ilgili vatandaşları bilgilendirmek amacıyla "DEPREME DUYARLILIK  SERGİSİ" 17 Ağustos 2015 tarihinde Nazilli Lütfü Selek Kültür Merkezi Sergi Salonunda Şubemiz ve Nazilli Temsilciliğimiz öncülüğünde; Nazilli Belediyesi, Nazilli Kent Konseyi ve  Nazilli Ticaret Odası`nın katılımıyla ortaklaşa gerçekleştirilmiştir. 

2 gün süreyle açık kalan deprem sergimizin açılışında; Nazilli Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Akkaya, MHP Nazilli İlçe Başkanı Kürşat Engin Özcan, Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan, Nazilli Ticaret Odası Meclis Başkanı Gürdal Yüzügüler, İnşaat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mutlu Bilgin, Nazilli Mimarlar Odası Başkanı Hüsnü Erturan, Adnan Menderes Üniversitesi İsabeyli Kampüsü eski dekanı Ertuğrul Acartürk, İnşaat Mühendisleri ve meslektaşlarımız ile çok sayıda vatandaşımız katılmıştır. Sergi de ayrıca depremle ilgili slayt gösterisi de yer almıştır.    

Serginin açılış kurdelesini kesmeden önce Aydın Şube başkanımız Mutlu Bilgin, aşağıdaki basın açıklamasını yapmıştır.

UNUTTURMAYACAĞIZ...

17 Ağustos Marmara depremi ve akabinde Van depremi bize şunu gösterdi ki depreme karşı duyarlı olmak mecburiyetindeyiz.

Burada bazı istatistikleri, depremin yarattığı tahribatı, alınacak önlemleri bu işin uzmanlarının inşaat mühendislerinin,  meslek odalarının, bu konuyla ilgili birimlerin tespitlerini kamuoyundaki hassasiyeti dikkate alarak paylaşmak istiyorum.

Türkiye dünyanın en önemli deprem kuşaklarından birisi üzerinde bulunmaktadır. Ülke topraklarının %92`si, nüfusun ise %98`i deprem tehdidi altındadır. Bu denli yüksek deprem riskine rağmen, ülkemizdeki deprem bilinci yeterince gelişmemiştir.

Depreme karşı duyarlı bir yaklaşımın benimsenmemiş olması yaşadığımız her depremde beklenenden çok daha fazla can ve mal kaybına neden olmaktadır. Depremleri ölümcül hale getiren faktör ise insanlar tarafından inşa edilen yapıların depremin yarattığı etkiler karşısında dayanıksız olmasıdır.

Sıkça duyduğumuz deprem öldürmez, bina öldürür cümlesi bunu teyit etmektedir.Buna ilaveten binaların güvenliksiz şekilde yapımında bu trajediye davetiye çıkarmaktadır.

Bu yüzden mevcut binaların deprem karşısında güvenli hale getirilmesi, yeni yapılarında depreme karşı güvenli biçimde inşa edilmesi zorunludur.

Başta kamu binaları olmak üzere ülkemizdeki binaların pek çoğunun depreme karşı dayanıksız olduğu hemen herkes tarafından kabul edilen gerçeklerden biridir. Geçmişteki bina yapım tekniklerinin ve yönetmeliklerinin yetersizliği, çarpık kentleşme, kaçak yapılaşma ve imar afları gibi çoğu kişisel olmayan nedenler Türkiye`deki yapı stoğunu deprem ve diğer afetler karşısında dayanıksız olmasına yol açmıştır.

Kamu binaları söz konusu olduğunda çok daha korkutucu oranlar ortaya çıkmaktadır.Depreme hazırlıklı olmak için mevcut binaların güçlendirilmesi kadar yeni yapılacak binaların depreme karşı dayanıklı olarak inşa edilmesinin sağlanması da önemlidir.

Yapı güvenliğini sağlamanın en kolay ve en ucuz yolu ise yapıların üretim sürecinde doğru bir mühendislik hizmetinin sağlanmasıdır.

Hiç kuşku yok ki, bu hizmetin maliyeti de depremin neden olacağı maddi ve manevi kayıplarla kıyaslanamayacak kadar azdır. Zemin etüdünden, proje çizimine, malzeme kalitesinden yapım faaliyetine kadar bina üretim sürecinin her aşamasında alınacak mühendislik hizmeti yapıların güvenli olmasının en önemli teminatlarından birisidir. Bu da ülke çapında uygulanacak sağlıklı ve nitelikli bir yapı denetim sisteminin varlığı binaların depreme karşı güvenli olmasını sağlayacaktır.

Depremden korunmanın temel şartı depremle birlikte yaşamayı öğrenmektir. Bunun tek yolu da yaşadığımız, çalıştığımız, paylaştığımız, faydalandığımız mekanları ve binaları depreme dayanıklı hale getirmektir.

İnsanın içinde yaşamaktan ve çalışmaktan zevk aldığı yapı; inşaat mühendisliği açısından taşıyıcı sistem tasarımının deprem ve yapım yönetmeliklerine uygun olarak tasarlanmış, mimarlık açısından estetik, fonksiyonel, yaşanabilir, yangın güvenliği olan, yapı fiziğinin gereklerini yerine getiren ve elektrik tesisatı ile altyapı tesisleri tam ve kusursuz çalışan ve insana dost çevreye duyarlı yapıdır.

Yapıların projelendirilmesinden inşasının son aşamasına kadar doğru bir mühendislik hizmetinin verilmesi, depreme dayanıklı olmalarının en kolay ve en ucuz yoludur. 

Unutulmamalıdır ki; güvensiz yapıların bir depreme sebep olacağı maddi ve manevi zarar depreme karşı güvenli yapılar üretmenin maliyetinden çok daha büyük olacaktır.



TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası